Duyurular 20.02.2019


 

VERGİ REFORMU, VERGİ SİSTEMİ, GELİŞMİŞLİK

 

 

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara göre, yeni bir vergi reformu kapıda gözükmektedir. Yapılması öngörülen reformun kapsamı henüz net olarak ortaya konmadığından dolayı, üzerine görüş beyan etmek elbette mümkün değildir. Ancak, bu güne kadar sayısını bile hatırlamakta güçlük çektiğimiz vergi reformu adı altında yapılan düzenlemelerin, etkin bir vergi sistemi oluşmasına yeterli olmaması nedeniyle, nerede yanlışlık yapılmakta olduğunun da sorgulanmasında fayda vardır.

Bir ülkenin gelişmiş olup olmadığını anlamak için GSYİH, GSMH, kişi başına düşen gelir, sanayileşme seviyesi, alt yapı miktarı, eğitim ve sağlık düzeyi, genel yaşam standartları gibi birçok kritere bakılmaktadır. Gelişmiş ülkelerin ortak bir özelliği de, bu ülkelerde etkin vergi sisteminin mevcudiyetidir.

Peki, söz konusu gelişmiş ülkelerde etkin vergi sisteminin bulunmasının nedeni nedir? 

Elbette birçok nedeni var olup, ayrı bir yazı konusudur. Bununla birlikte, nedenleri arasında yer alan “üretmek - vergi vermek - vergi verenlerin yönetime katılması” şeklinde özetleyeceğimiz bir tespit; verginin, bir ülkenin gelişme sürecinde önemini ortaya koymaktadır. Gelişmiş ülkelere bakıldığında, topraktan gelen zenginliğe değil, üretimden kaynaklanan zenginliğe sahip oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, kamu idaresi ihtiyaç duyduğu vergiyi talep ettiğinde, üreten toplum talep edilen vergiyi ödemektedir. Buna mukabil; üreten toplum, kamu otoritesine ödediği verginin hesabını sorma hakkı elde etmekte ve sormaktadır. Bu ilişki, ülke vatandaşlarının yönetime katılmasının yanı sıra, demokrasinin gelişmesine de önemli katkı sağlamaktadır. Bir başka ifade ile, vergi ödeyenlerin her biri kamuyu denetleyen müfettiş gibidir.

Gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu yeterince üretememektir. Üretenlerin önemli bir kısmı da kayıt dışıdır. Nüfus ve seçmen sayısına göre mükellef sayısı oldukça düşüktür. Vergi kayıp ve kaçağı yüksek olup, vergi bilinci neredeyse yok gibidir. Gelir dağılımı bozuk olup, bu ülke halklarının önemli bir kesimi sosyal yardımlara muhtaçtır. Durum bu olunca, doğal olarak vergi sistemi de aksamaktadır.

Yapılacak bir şey yok mu?

Tam tersi, yapılacak çok şey var. Sorunların gerçekçi tespiti, çözüm odaklı reform, tam uygulama iradesi, başarı ölçümü, başarısız alanların revize edilmesi, hedeflere ulaşma gibi.

Sorunların gerçekçi tespiti

Vergi sistemindeki aksaklıklar ve uyumsuzlukların nedeni; vergi idaresinin yetersizliği mi? Vergi denetiminin eksikliği mi? Vergi mevzuatının noksanlığı veya karışıklığı mı? Bürokrasi mi? Ekonomiye yönelik bilinçli bir tasarruf mu? Toplumun vergiye bakış açısı mı? Sayılanların bir kaçı ya da hepsi mi? Tüm bu soruların cevapları, önyargılardan uzak objektif bir şekilde aranmalı ve cevaplandırılmalıdır.

Çözüm odaklı reform

Reform; yeniden düzenlemek, şekil vermek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, reformların yapılma amacı; sorun yaşanan, amaca ulaşılamayan, tıkanan ya da aksayan yerlerin yeniden düzenlenmesi veya yeniden şekillendirilmesidir. Vergi reformu adı altında yapılan bir kısım düzenlemelerin istenileni verememesinin nedeni ise; reformun çözüm odaklı olmasından ziyade, sadece şekilsel değişiklikler yapılmak suretiyle, reform görüntüsü verilmesinden kaynaklanmasıdır. Bunu da; getirilen reform plan ve tasarıları ile, daha sonrasında bu tasarıların yasalaşmış halleri arasındaki farklardan görebilmekteyiz. Örneğin; Gelir İdaresi Başkanlığı tasarısı, birçok yönüyle köklü bir reform iken; 2005 yılında yasalaşmış hali amaçlanan reformdan çok uzaktır. Daha öncesinde; maliye akademisinin kurulması, maliye sınıfının oluşturulması gibi çok önemli planlar hayata geçirilmemiştir. Ya da, gelir tanımının değişikliğinin uygulanmaması büyük bir eksikliktir. Vergi Denetim Kurulunun kurulması çok büyük reformdur. Ancak, geçen zaman içinde aksayan yönlerin, reformun amacına uygun olarak revize edilmesi noktasında bir adım atılmamıştır. Tüm bu nedenlerle, yapılacak reformun çözüm odaklı olması yönünde kararlılıkla hareket edilmesi gerekmektedir.

Tam uygulama iradesi

Bir reformun başarısı, iradenin tam olarak ortaya konulmasıyla, neredeyse eş değerdir. Objektif bir biçimde tespit edilen kronikleşmiş sorunları çözebilecek reformun ortaya konulması da tek başına yeterli olmayacaktır. Reformdan istenilen amaca ulaşıncaya kadar, engellere karşı tam bir uygulama iradesi gösterilmelidir.

Başarı ölçümü

Reform hareketlerinde en büyük eksiklik, yapılan düzenlemenin aralıklarla başarısının ölçülmemesidir. Gerçekleştirilen reformdan beklenen amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı, ancak belli aralıklarla başarının ölçülmesiyle mümkün olacaktır. Elde edilen sonuçlar, istenilen amaca ulaşılamayacağını göstermesi durumunda, bunun nedenleri sorgulanmalı ve gereken tedbirlerin vakit geçirmeden alınması gerekmektedir.

Başarısız alanların revize edilmesi

Reformun uygulama süreci içinde belli aralıklarla ölçülmesi neticesinde; iyileştirilmesi gereken alanların mevcudiyetinin tespiti halinde, bu alanların kısa sürede revize edilmesi önemlidir. Diğer taraftan; başarısızlığın nedeninin, yapılan reformun eksikliğinden mi yoksa uygulayıcılarından mı kaynaklandığının belirlenmesi ayrıca önemlidir.

Hedeflere ulaşma

Reformun sonucunda ulaşılması gereken hedef nedir? Ne kadar zaman içerisinde belirlenen hedefe ulaşılacaktır? Belirlenen hedef nihai bir sonuç mudur? Ulaşılan hedefler, rasyonel olarak tespit edilen sorunları çözmüş olacak mı? Hedeflere ulaşılması halinde istikrar ve devamlılık sağlanabilecek mi? Gibi sorulara, reform hareketinin başlangıcıyla birlikte cevap verilmesi, yeniden düzenlemenin ve şekillendirmenin ciddiyetini göstermesi açısından büyük önem arz etmektedir.

VERGİ MÜFETTİŞLERİ VAKFI

NOT: Konularla ilgili görüş ve önerilerinizi gönderebilirsiniz.

bilgi@vmv.org.tr